Haftalık Gündem Değerlendirmemiz [31.12.2024]

KÜRT MESELESİ, HAK VE ADALET TEMELİNDE ÇÖZÜLMELİ

Geçmişte izlenen inkâr, ret ve asimilasyon politikalarının neden olduğu Kürt meselesi, son 20 yılda atılmış birtakım müspet adımlara rağmen hâlâ daha çözüme kavuşturulabilmiş değildir.

Kürt meselesi, yıllardır iki uç noktanın oluşturduğu çıkmazlar arasında sıkışıp kalmıştır. Bir yandan bu meseleyi "terör ve şiddet" parantezi içerisinde ele alarak gerçek bağlamından koparan yaklaşımlar; diğer yandan ise meseleyi ideolojik ve örgütsel çıkarları doğrultusunda istismar eden yapılar, çözüme yönelik adımları daha da zorlaştırmıştır.

Birbirini besleyen bu iki  yaklaşım; Kürt halkının, hak ve hukuk temelinde tartışılması gereken taleplerini gölgede bırakmaktadır.

Toplumumuzun uzun yıllardır kanayan yaralarından biri olan Kürt meselesi, artık siyasi ikbal hesapları ve kavgalarının gölgesinde bırakılmamalı, istismar siyasetine alet edilmemelidir.

"Terör ve şiddet" sorununun "tasfiye edilmesi" bağlamında atılacak adımların Kürt meselesinin çözümü olarak isimlendirilmesi ya da çözüme yönelik adımların atılması için temel hakların pazarlık konusu yapılması, meselenin çözümüne katkı sunmayacağı gibi kamuoyunu da yanlış yönlendirecek ve meselenin istismar zeminini güçlendirecektir.

Dolayısıyla temel hak talepleri hiçbir şekilde pazarlık konusu yapılmamalı; Kürt meselesi, eşit vatandaşlık temelinde anayasal güvence altına alınarak kalıcı bir şekilde çözüme kavuşturulmalıdır. Kürt meselesinin hak ve adalet temelinde çözümü, Türkiye’nin toplumsal birlik ve beraberliğini pekiştirecek, geçmişte yaşanan acıların yerini ortak bir gelecek inşasına bırakacaktır.

 

ASGARİ ÜCRET VE YILBAŞI EĞLENCELERİ

Asgari ücret için belirlenen miktarın nerdeyse açlık sınırında olması, geçim derdinde olan dar gelirliler açısından büyük bir hayal kırıklığına neden olmuştur. Geçim derdiyle boğuşan milyonların yaşadığı bu zorlu süreçte, kapitalist tüketim kültürünün icadı olan "yılbaşı etkinlikleri" adına yapılan israf ve gösteriş, gelir dağılımındaki adaletsizliğin çarpıcı bir örneğidir.

Yılbaşı gecesinde şarkıcılara ödenecek miktar 20 milyon liraya kadar çıkarken bu rakam bir asgari ücretlinin neredeyse 75 yıllık maaşına denk gelmektedir. Karşımızda böylesine adaletsiz bir tablo vardır. Aldığı ücretle ay sonunu getiremeyen gençler bu nedenle evlenmeyi hayal dahi edememektedir. Bu gerçeklik ortadayken, yetkililerin gençleri evliliğe teşvik edememekten şikâyet etmeleri nasıl açıklanabilir?

Gençliği ifsat eden alkol, uyuşturucu ve müstehcenlik gibi olumsuzlukların öne çıktığı gayrimeşru eğlencelere büyük paralar harcanması, gençlerimizin ve toplumun geleceği konusundaki duyarsızlığı gözler önüne sermektedir. Binlerce yıllık tarihî, kültürel ve inanç bağlarımız olan Gazze’de, çocuklar açlıktan ve soğuktan ölürken, Batı’da bile vicdan sahibi insanların karşı çıktığı sözde yılbaşı kutlamalarını yapmak insanlığın tabutuna çivi çakmaktır. Masum çocuklar ve kadınlarla birlikte merhamet, adalet, ahlak ve hukuk da katledilirken ifsadın, israfın ve vicdani duyarsızlığın bir parçası olmaktan kaçınmak, insan olmanın asgarî gereğidir.

 

DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞLARI VE YÜKSEK FAİZLER

Çalışanların iş hayatları boyunca ödedikleri SGK ve BAĞ-KUR primleri, emeklilik hakkı kazandırarak sosyal bir güvence sağlamaktadır. Ancak emekli aylıklarının vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığı görülmektedir. Bu durum, emeklilerimizi yeniden çalışmak zorunda bırakmaktadır. 2024 yılının Sayın Cumhurbaşkanı tarafından “emekli yılı” olarak ilan edilmesine rağmen emeklilerimiz bugün ne yazık ki zor şartlarda hayat mücadelesi vermektedir. Mevcut şartlarda, emekli maaşlarına % 100 oranında bir zam yapılması dahi refah seviyelerini istenilen düzeyde artırmaya yetmeyecektir. Bu nedenle, emeklilerimizin hayat standartlarını yükseltecek köklü ve kapsamlı düzenlemelerin yapılması acil bir ihtiyaçtır.

Ekonomi açısından önemli bir diğer husus ise faiz politikalarıdır. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun 26 Aralık 2024 tarihli toplantısında politika faizini % 50’den % 47,5’e düşürme kararı alması olumlu ancak yetersiz bir adımdır. Yüksek faiz oranlarının vatandaşlarımızın tasarruflarını yatırıma ve üretime yönlendirmesini zorlaştırdığı bir gerçektir. Merkez Bankası'nın 20 Aralık 2024 tarihli verilerine göre, TL mevduat hesaplarında geçen yıla kıyasla %35,44 oranında artış gerçekleşmiştir. Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından açıklanan verilere göre sanayi üretiminin %3,1 oranında azaldığı görülmektedir. Bu durum, ekonomide üretim ve yatırım odaklı politikaların ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

Halkımızın refah seviyesinin artırılması ve ülkenin ekonomik kalkınması için faiz ve döviz bağımlılığına dayalı politikalardan vazgeçilmesi gerekmektedir. Üretimi artırmak, katma değerli ürünler geliştirmek ve gelir dağılımını iyileştirmek, ekonomik istikrar ve toplumsal denge için temel şartlardır. İnsan odaklı ve adil politikaların ivedilikle hayata geçirilmesi, halkımızın hak ettiği hayat standartlarına kavuşmasının önünü açacaktır.


SİYONİST TERÖR REJİMİNİN YEMEN’E YÖNELİK SALDIRILARI

Siyonist terör rejimi, uluslararası hukuku bir kez daha ihlal ederek Yemen’in alt yapısını hedef alan ağır saldırılar gerçekleştirmiştir. Soykırımcı siyonistlerin elebaşı Netanyahu’nun, Gazze ve Lübnan’a yaptıklarını Yemen’e de yapacaklarına dair beyanı, Gazze ve Lübnan’daki katliamlarına ilişkin itiraf niteliğindedir. Buna rağmen terör rejimine karşı ne uluslararası kuruluşlar ne de İslam dünyası kayda değer bir tepki verebilmiş değildir.

Gazze’nin yanında durduğu için bedel ödetilen aziz Yemen halkının siyonist düşmanla yüzleşme cesaretini tebrik ediyoruz. Bölge ülkelerinin siyonist terör rejimine karşı devam eden sessizliğinin, bu saldırı ve işgallerin bir virüs gibi tüm ülkelere yayılmasına neden olacağı unutulmamalıdır. Uluslararası hukuku tanımayan, aynı anda 3 ülkede işgal, 4 ülkeye saldırı gerçekleştiren soykırımcı siyonist rejim ve finansörlerine karşı bir an önce fiili olarak harekete geçilmelidir. İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde, terör rejimi ve finansörlerine karşı kapsamlı ambargonun yanı sıra ortak bir fiili müdahale kararı alınarak işgal tanklarının Lübnan, Suriye ve Gazze’den çıkarılması sağlanmalıdır.


AFGANİSTAN-PAKİSTAN GERİLİMİ

Pakistan, sınır karakollarına yönelik saldırının ardından Afganistan topraklarını hedef alan şiddetli saldırılar gerçekleştirmiş, saldırılarda en az 51 kişi ölmüştür. Afganistan ve Pakistan arasında zaman zaman patlak veren çatışmaları önlemek için kapsamlı bir diplomatik girişimin ivedilikle başlatılması gerekmektedir. Çeşitli silahlı örgütlerin, iki ülkenin de istikrarını ve barışı hedef alan eylemlerine karşı ortak bir politika belirlenmelidir.

Pakistan’ın Afganistan topraklarında gerçekleştirdiği son saldırı ve Afganistan İslam Emirliği’nin misilleme sözü, iki ülke arasında daha büyük bir çatışma riski oluşturmaktadır. İç ve dış saldırılara maruz kalan, güvenliğin yanı sıra ekonomik ve siyasi alanda da istikrarı sağlamaya çalışan iki komşu ülkede de istikrarın yolu güçlü bir iş birliğinden geçmektedir. Bu nedenle iki ülkede de güvenlik mekanizmasını hedef alan saldırılara karşı ortak hareket edilmeli, saldırıların önlenmesine yönelik müzakereler yürütülmelidir. Bu kapsamda Türkiye ve diğer İslam ülkeleri iki ülke arasında yaşanan siyasi krizde arabulucu olmalıdır. Güvenlik krizinin ekonomik istikrarsızlığı da beraberinde getirdiği unutulmamalı, yakın tarihte savaşlar nedeniyle büyük acılar yaşayan halkların tekrar bir çöküşe sürüklenmesi engellenmelidir.

 

SURİYE’DE İSTİKRARIN SAĞLANMASI İÇİN DESTEK OLUNMALI

Suriye’de 61 yıllık Baas rejiminin devrilmesinin ardından ülkede yükselen umut ve sevinç, tekrar kaos ve mezhepçi tartışmalarla gölgelenmeye çalışılmaktadır. Yeni yönetimin, mezhepçiliğe ve istikrarsızlığa karşı birleştirici ve diyalog temelindeki mesajları önemlidir. İç savaşın bedelini yüz binlerce can kaybı, milyonlarca mülteci ve büyük bir yıkımla ödeyen Suriye’nin yeniden inşası için tüm kesimler birlikte hareket etmelidir.

Bu kapsamda güçlü bir birliktelik ve her kesimle diyalog mesajı veren yeni Suriye yönetimi desteklenmelidir. Ülkedeki bazı toplulukların endişelerinin giderilmesi için siyasi inşa süreci hızlandırılarak dinî, mezhebî ve etnik farklılıkları kucaklayan yeni anayasa yapılmalıdır. Krizlerin önlenmesi adına topluluk liderleri yeni yönetimle diyalog faaliyetlerini sürdürmeli ülkenin yeni bir kaosa sürüklenmesi engellenmelidir.

Suriye’nin siyasi ve ekonomik olarak yeniden inşa sürecinde bölge ülkeleri de daha aktif rol üstlenmelidir. Ülkeye yönelik uluslararası yaptırımların kaldırılması için mücadele edilmeli, şehirlerin ve alt yapının inşası için finansal kaynak aktarılmalıdır. Suriye’nin siyasi ve ekonomik olarak toparlanması, bölge ülkelerine sığınan mültecilerin de güvenli ve onurlu geri dönüşüne imkân sağlayacaktır.

 

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.